OSB'lerle ilgili yeni yasal düzenlemeleri Bakanlığın gündeminde ön sıralara tırmanıyor. Düzenlemelerin "Mehmet'in çıkarları ile memleketin çıkarlarını dengeleyecek teknik aklı" içermesi için ortak değerlere, ortak iradeye, ortak projelere dayalı öngörülerin "kapsayıcı anlayışla" tartışılması gerekir.

Tartışmalara katkısı olabilir düşüncesiyle, OSB'lerle ilgili gözlemlerimize, notlarımıza ve diğer birikimlerimize dayalı saptamalarımızı paylaşmak istiyoruz. Toplumsal gelişmeleri besleyen önemli kaynaklardan birinin de "uzlaşılmış bir meşruiyet konsepti" çerçevesinde tartışmaları örgütlemek olduğunu biliyoruz. Uzlaşılmış meşruiyet konseptleri yaratmanın zeminini oluşturabilirsek, ülkemizde yatırım iklimi yaratmanın "mekân boyutu”na ilişkin tutarlı politikalar üretebiliriz. 

OSB'lerle ilgili tartışmaları yaygınlaştırmanın ve yoğunlaştırmanın  gelecek inşa etme ve refahı artırma iddialarına zemin oluşturabilme potansiyeli vardır. ülkemizde OSB'ler konusunda "strateji konsepti içeren meşruiyet iddiaları" ortaya koyabilirsek,net bilgiye ulaşmayı yaygınlaştırır; kaynakların etkin koordinasyonu sağlar ve öncelikli alanlara odaklanarak yaratmak istediğimiz sonuca yaklaşabilme yollarını kısaltabiliriz.

öncelikle OSB'lerin kurulması ve yönetilmesinde dünden bugüne olgunlaşmış "kural ve normları" etkileyen "zihni modelin varsayımlarını" özetleyen anımsatmalar yapacağız. Bir sonraki aşamada da OSB'lerin geliştirilmesinde yeni gündemde hangi konuların yer alması gerektiği  üzerinde duracağız.

Varsayımlar ve zihni model

OSB'ler kurulurken ve ülkenin her yerinde yaygınlaştırılırken, yatırımları meşrulaştıran çok sayıda "gerekçe" üretildi. OSB'lerle ilgili zihni modelin başlıca varsayımlarının neler olduğunu özetleyerek paylaşalım:  

*  OSB'lerin gündeme geldiği ilk günlerde, fiziki sermaye stokuna katılan bu yeni yapıları meşrulaştırmak için piyasa sunulan varsayımlardan biri,"kıt olan sermayenin taşa-toprağa bağlanmasının" engeleneceğiydi. Yatırımcı, taşa-toprağa para bağlamayacak, açığa çıkan sermayesini daha büyük ölçekli, daha ileri teknoloji donanımlı yatırımlara yönlendirecekti. Ayrıca, ülkemizde birçok işyeri "işletme sermayesi" bulamadığından eksik kapasite ile çalışıyordu; açığa çıkan sermayenin bir bölümü "işletme sermayesi" için ayrılabilecekti; kurulu tesislerle yeni kurulmakta olan tesisler düzenli ve kararlı çalışarak "kapasite kullanım oranlarını" yükseltebilecekti.

*  Yaklaşık 40 yıl önce OSB tartışmalarına tanıklık edenler anımsayacaktır; "yatırım ve işletme sermayesi" açığa çıkarma potansiyeli yanında, "gereksiz altyapı yatırımlarına sermaye bağlamanın sakıncaları" da OSB araçları sayesinde en düşük düzeye indirilecekti.

*  Yatırım yerlerinin sermaye yetersizliği nedeniyle yanlış yerde, yanlış zeminler ürerinde seçilmesi eğilimi güçlüydü. Ayrıca bu düzensiz yer seçimi, kentlerin gelişme yönünü de olumsuz yönde etkiliyordu. Yetersiz bilgiye dayalı ve disiplinsiz yer seçimleri değişik olumsuzluklar üretiyordu. Yatırımcı, yol yapımından, elektrik enerjisi için indirici merkezine kadar bütün harcamaları  yapmak zorunda kalıyordu. Sermaye yetersizliği nedeniyle yeterli kapasiteye ve teknik özelliklere sahip donanım alınamıyor; enerji, su, yol gibi fiziki sermaye stokundaki aksamalar işletme döneminde bir dizi soruna kaynaklık ediyordu. OSB'ler, ortak kullanım "altyapısında kaliteli ve yeterli "altyapı donanımı anlamına geliyordu.

*  "OSB iç yollarının kalitesi" işyerlerine ulaşılabilirliği ve erişilebilirliği kolaylaştıracaktı. Sadece ulaşımın kolaylaşmasıyla da sınırlı olmayan OSB'ler "ulaşım alt sistemlerinin koordinasyonu"nu hayata geçirecekti: Demiryolu, denizyolu, karayolu ve havayolu bağlantılı bir OSB "insan ve mal akışını hızlandıracak; üretimin ölçeği büyüyecek, ticaretin hacmi genişleyecek, ülke zenginleşecek ve refah artacaktı."

*  OSB tartışmalarının olgunlaştırdığı zihni model varsayımlarından bir diğeri, "etkin enerji dağıtımı sistemi ve enerji kalitesi" yaratmasıydı. Yeterli altyapı donanımları, üretimin sürdürülebilirliğini güven altına alacak, enerji kesintileri ve kalite düşüklüğü nedeniyle üretim aksamaları önlenecekti. Bazı OSB'lere doğrudan güç merkezlerinden hatlar çekilerek voltaj oynamaları ve ani elektrik kesilmeleri önlenecek, enerji kalitesini koruyan çözümler üreticileri bölgelere çekecekti.

*  OSB'lerin ilk kuruluş yıllarında zihni modeli oluşturan tartışma konularından biri de "içme, kullanma ve sanayi suyu" sorununa kolektif ve uzun soluklu çözümler üreteceği düşüncesidir. Birçok tesis ihtiyacı olan suyunu yeraltından alıyordu; o zaman yeryüzüne daha yakın olan yeraltı sularının zaman içinde tükeneceği, derin kuyulardan sağlanan su maliyetinin enerji maliyetini aşacağı söyleniyor ve anlatılıyordu. Bir OSB'nin gerçek amacına hizmet etmesi için gölet ve barajlarla bağlantılı içme, kullanma ve sanayi suyu temini yatırımcı için cazibe oluşturacaktı.

*  Anımsadığımız bir başka zihni model varsayımı "uygun parsel büyüklüğü ve iş akışlarını hızlandıracak fabrika yapılanmasının rekabet gücü yaratacağıydı". Rekabet gücü beklentisinin odağında iş süreçlerini hızlandırma ve işgücü profilini geliştirme vardı; OSB'lerin uygun parsel büyüklükleri yaratarak fabrika düzeninde çok ciddi gelişmeler yaratma potansiyeli iş akışlarını hızlandırması beklentisini güçlendiriyordu.

*  ülkemizde OSB'lerin yaygınlaştırılmasını destekleyenler, depremselliğin etkilerine vurgu yapıyor; "zemin emniyeti hesaplarının güvenirliliği" açısından yeni yapılanmanın önemini özellikle belirtiyorlardı. OSB'lerin yer seçimi öncesinde "zemin araştırmaları" yapılacağı, tekniğine uygun bu araştırmalarda sağlanan verilerin yatırımcının işini kolaylaştıracağı ileri sürülüyordu. Yatırımcıların ayrı ayrı zemin etütleri yapması yerine, OSB yatırımı aşamasında yapılacak teknik çalışmalarda üretilecek verilerinin kullanılması fabrika inşaatlarında uzun dönemli pozitif etkiler yaratacaktı.

*  Anımsadığım tartışma konularından bir diğeri de "rekabet edebilir alan keşfi ve üretim hiyerarşisini yönlendirmede" OSB'lerin ülkemizi cazibe merkezi haline getireceği düşüncesiydi. OSB fikrinin iyice yaygınlaştığı günlerde, bilim ve teknolojideki gelişmeler, özellikle gelişmiş ülkelerin "emek-yoğun ve ağır işleri" terk etme sürecinin hızlandığı yıllardı. Dünya genelinde üretimin mekânda yerleşmesinde yeni bir hiyerarşi oluşuyordu. Gelişmekte olan ülkeler, üretim hiyerarşisinin yeniden yapılanma sürecini iyi yönlendirebilirlerse, birçok yatırımı kendi ülkelerine çekebilirdi. OSB'lerin kurulması, yerli ve yabancı yatırımcıların tercihlerini güçlü biçimde ülkemizin lehine kullanmasına yol açacaktı.

*  OSB'lerin ekonomimize katkılarını anlatanlar, "atıkların arındırılması ve değerlendirilmesinin" çevreyi korumaya etkileri, geri kazanım boyutu ve sürdürülebilir üretime katkılarının altını çiziyordu. Atıkların yönetimi OSB'lerin doğrudan görevleri olmasa da, bu alanda kolektif talep, merkezi yönetimin kaynak sağlamasını kolaylaştırıyordu. Yatırımını gerçekleştiren yörelerde atık sorununa çözüm üretilmesi OSB'lerin cazibesini artıracak,yöre kalkınması hızlanacaktı.

*  OSB üzerine düşünce üretenlerin varsayımları arasında, "merkezi ve yerel yönetimlerin izinlerini kolaylaştırma işlevi" de önemli bir yer tutuyordu. İzinleri tek tek yatırımcıların alması, bilgi eksikliği nedeniyle sorunlar yarattığı gibi, bürokratların kasıtlı kasıtsız engelleri nedeniyle caydırıcı olabiliyordu. OSB yönetimleri gerekli donanıma sahip olabiliyor, kolektif bir sorun olması nedeniyle merkezi ve yerel yönetim bürokrasisinin gereksiz engeller çıkarmasını engelleyebiliyordu. Kuşku yok ki bu bir ölçüde idealist bir yaklaşımdı ama gerçek anlamda örgütlenebilen OSB yönetimlerinin izinleri daha rahat alabiliyordu.

*  OSB'lerle ilgili zihni model oluşturan dolaylı varsayımlar arasında "kent planlarıyla bütünsellik ve kentleşmeyi yönlendirme işlevi" de gerekçelerin ilk sıralarında yer alıyordu. Bir OSB tasarlanırken,kentle organik bağı dikkate alınmamışsa,uzun dönemde kendinden bekleneni yerine getiremeyecek, maliyeti yükselten bir işleyişi olacaktı.

*  ülkemizde OSB'lerin yaygın olarak tartışıldığı 1970'li yılların ortalarında, kent gelişimi ile OSB'ler arasında akılcı dengeler öneriliyor, rekabet ve maliyet sorunları dikkate alınarak, "Toplu taşıma ve özel ulaşım maliyetlerinin düşürülmesi işlevinin" dikkate alınması öneriliyordu. Bir OSB'nin gerçek anlamı ile etkili olabilmesi metro sistemi, hafif raylı sistem, otobüs ulaşım sistemi ve ara toplu taşım sistemleriyle nasıl eklemlenmesi gerektiğini planlama aşamasında analiz edilmesini gerektiriyordu. Küresel rekabetin artacağı, kar marjlarının düşeceği öngörülerek, çalışanların özel ulaşım araçlarıyla taşınmasının maliyetlerinin getireceği ek yükleri ortadan kaldırmak için toplu taşıma odaklı çözümlere öncelik verilmesi öneriliyordu.

*  ülkemizde OSB'lerin neden özendirilmesi gerektiğini savunanlar için bir başka varsayım da, belli bir mekanda toplanarak mal ve hizmet üreten tesislerin "ortak eğitim olanakları ve işgücü profili geliştirme" avantajlarıydı. Bölgelerde üretim tesislerin ölçekleri büyüdükçe, işgücünün ihtisaslaşması kaçınılmazdı. Ortak alanlarda, rekabet edebilir ürünler için teknolojik donanımlarda ilerleme hızlanacak, daha yüksek katma değerli ürün için akıl katan yetişkin işgücü talebi artacaktı. Yetişkin işgücü arzını örgün eğitim her zaman karşılayamazdı. üretici kuruluşlar kendi özel koşullarına göre işgücü eğitimlerine ihtiyaç duyacaktı.Benzer işyerleri örgütleyerek sürekli eğitimler düzenlemenin OSB yönetimlerinin destek hizmetleri arasında önemli bir yeri olacaktı. Ortak çözümlerin sağlayacağı maliyet avantajı ürünlerin rekabet gücüne olumlu katkı yapacak beklentisi de sıklıkla vurgulanan gerekçelerden bir diğeriydi.

*  OSB'lerin üreteceği dolaylı yararlarla ilgili varsayımların bir başkası, "ortak kullanımlarla makine-donanım kapasite boşluklarını azaltma işleviydi" Birbirinden bağımsız mekânlarda kurulan, kendi içine kapanık, mekân uzaklığı nedeniyle işbirliğine zorlaştıran dağınık tesislere göre OSB'lerde ortak kullanımlar artacak, kapasite boşlukları azalacak, etkin ve verimli üretim düzeyleri yakalanabilecekti.

*  ülkemizde OSB'lerin bir kalkınma umudu olduğu aşamada, bölgelerin çözüm üreteceği düşünülen alanlardan biri de, "ortak Ar-Ge, inovasyon ve markalaşma yaratabilme potansiyeliydi." üretim tesislerinin ortak mekanda toplanmaları, işbirliği yapma olanaklarını artıracak, iç rekabet dinamiği işlediğinde, tek başına iş yeri yönetimlerinin göze alamayacakları Ar-Ge, inovasyon ve markalaşma için ortak fonlar oluşturulabilecekti. özellikle mobilya üretiminde organize bölgelerin "ihtisaslaşmış tasarım birimleri" oluşturacağını ileri sürenler vardı. Hazır giyimde ülkemizin düşük maliyetli işgücü avantajına vurgu yapanlar, hemen ardından da tasarım atölyelerin gelişeceği, moda ve marka yaratma şansının artacağı düşünüyordu.

*  OSB'lerin etkileri tartışılırken, finansman imkânlarının kıtlığına gönderme yapılıyor; bölgelerde ölçekleri büyüyen üretici kuruluşları yönetenlerin "banka sistemine istihbarat kolaylığı ve güvenirliliği" sağlayacağı varsayımı üzerinde de duruluyordu. OSB'lerde bir arada olmanın yaratacağı gözaltı, işyerlerinin gidişatıyla ilgili doğru gözlemlere kaynaklık edecekti. İş yerlerinde kayıtlılık artacak, bilanço teknikleri uygulanacak, özellikle KOBİ'lerin banka sistemiyle ilişkileri yaygınlaşacak, yoğunlaşacak ve derinleşecekti.

*  OSB'lerden beklentileri açıklayan varsayımlar arasında, "kolektif tüketimlerin tek merkezli ölçme ve dinamik envanter fırsatları" da vardı. özellikle elektrik, doğal gaz, araç girişleri ve çıkışları gibi somut veri üretiminin mümkün olacağı öngörülüyordu. Sağlıklı veri üretiminin ve dinamik envanter oluşturmanın etkin kaynak kullanmanın engellerini azaltacağı net bilgiye dayalı yatırım kararlarının hızlanacağı bekleniyordu.

*  Uygulamada gelgitler yaşandığına tanıklık ettiğimiz bir başka varsayımda, OSB'lerin yeni kurulan alanlarda ve mücavir alan yaratılmasında "kamulaştırma işlemlerini kolaylaştıracağı" düşüncesiydi.

*  "OSB'lerin iç temizliği, yeşil alan geliştirme ve sosyal donatılarla yaşam zenginliğini artıracağı" varsayımı da daha ilk günlerden bugüne üzerinde durulan işlevler arasında yerine almıştı.

*  Son dönemlerde tartışma gündeminde pek yer almasa da, OSB'lerin gelişmeye katkılarını tartıştığımız ilk aşamada üzerinde önemle durulan "komşuluk etkisi ve öğrenme eğrilerini hızlandırması" varsayımıydı. OSB'lerin görgüye dayalı öğrenmeyi hızlanacağı, kalite ve verimlilikleri olumlu etkileyeceği ileri sürülüyordu.

*  özellikle maliyet düşürme projeleri ve verimlilik artışlarının hayati öneminin farkında olanlar OSB'ler savunurken, "kolektif girdi satın almanın maliyet avantajı" yaratmasında ortak mekânda bulunmanın kolaylaştırıcılığı üzerinde de duruyordu.

*  OSB'lerin gelişme sürecinde, bölgeler içinde yatırım yapılmasını, iş yerlerinin bölgeler dışında kurulmamasını savunanların varsayımları arasında, "ulaşım alt-sistemlerinde yeterli hizmet arzı yaratmasını kolaylaştırıcı etkisi" ve "lojistik firmalarının gözetim ve denetiminin kolaylaşması" da sık sık dillendiriliyordu. üretim tesislerinin bir arada olması, karma yüklerle araç doluluk oranlarını yükseltmesinin lojistik maliyetlerini düşüreceği, taşıma hizmetlerinin bölgelerde örgütlenmesiyle fiyat- maliyet dengelerini kurmada olumlu katkı yapacağı varsayılıyordu. Ayrıca, ilk OSB'ler kurulurken ülkemizde lastik tekerlekli araçlarda "kooperatif ağırlığı" vardı; taşıma ücreti dayatmaları girişimcileri zorluyordu. OSB'lerin orta dönemde lojistik firmaları üzerinde yaratacağı gözetim ve denetimin de olumlu bir gelişme olacağı varsayılıyordu.

*  OSB yatırımlarını meşrulaştıran zihni model varsayımları arasında "Teşvik Sistemlerinden Yararlanma" konusunda lobi oluşturma etkisi de vardı. OSB'lerde toplanan sanayicilerin ortak taleplerini siyasi iradeye iletmek daha kolay olacak, teşviklerden yörenin yararlanmasında avantaj sağlanacaktı. Yeterli altyapılarla donanan OSB'lerin başlı başına teşvik aracı olduğu, organize bölgelerin bir ek yararının da "kamuoyu oluşturma gücü" olduğu ileri sürülüyordu.

*  Organize sanayi bölgelerine yatırım yapılmasını meşrulaştırmak için kullanılan zihni modelin varsayımlarından biri de "bitek araziler üzerindeki baskıyı azaltacak" şeklinde özetleniyordu. Kentleşmenin hızlanması, fabrikaların gelişigüzel yerlere yapılması bitek topraklar üzerine baskı yapan etkenlerden biriydi. Fabrika çevrelerinde yollar, araç -gereçlerin geliş gidişlerinin yarattığı trafik sorunları iş yeri yönetimleri ile çevre arasındaki sosyal ilişkilerin bozulmasına yol açıyordu. Bütün bu olumsuz gelişmelere OSB'lerin özel olarak yapılandırılmış alanlarında rastlanmayacaktı.

*  OSB yatırımlarını meşrulaştıran zihni model oluşturulurken, kullanılan varsayımlar arasında, "hazineye ait boş arazilerin değerlendirilmesinin" de ülke kalkınmasına katkı yaptığı gerekçesi vardı.

*  OSB'lerle ilgili zihni modelin varsayımları arasında  "yasal düzenleme talebinin güçlendirmesi" gerekçesi de demokratik sistemlerde geçerliliği olan bir gerekçeydi. OSB'lerde bir araya toplanan yöre yatırımcıları, haklı talepleri olduğu zaman ortak irade ortaya koyabilirdi. Böylece gerçek anlamda bir "baskı grubu" oluşturulur; ortak yararlar daha düşük maliyetlerle hayata taşınabilirdi.

*  Yasal düzenleme taleplerini güçlü biçimde savunma için ileri sürülen bir başka varsayım da OSB'lerin " mesleki üst ve alt örgütlenme fırsatları" yaratmasıydı. Tartışmalarda, bir aradaki yatırımcıların değişik çıkar gruplarını temsil eden alt örgütler kuracağı, onlardan federasyon ve konfederasyonlar oluşacağı, böylece örgütlü toplum aşamasına geçişin hızlanacağı da gerekçe olarak sunuluyordu.

*  Mal ve hizmet üretimlerinde gerekli olan ve her işyerinin kendi imkânlarıyla yapacağı "tanıtım tutundurma çalışmalarını" OSB'lerdeki girişimcilerin işbirlikleriyle yapmanın daha etkili sonuç vereceği de varsayılıyordu. Bu varsayıma göre "tanıtım tutundurmada ortak değerleri ve ortak iradeyi ortak yararlara" dönüştürülebilecekti.

*  Bir başka varsayım ise, " mevcut yapının üzerine inşa edildiği varsayımların ve zihni modelin sorgulanmasının" OSB ortamında daha etkin yapılacağıydı. Ortak mekânda bulunan yatırımcılar OSB'lerin değişmelere uyumunu hızlandırabilirdi. "Değişim ve dönüşüm gündeminin izlenmesi ve farkındalık yaratma " OSB'lerin işleviydi; diğer varsayımlarla beraber bu varsayım da "sinerji yaratacak" ve rekabet gücünü destekleyecekti.

*  İş çevresindeki değişmelerin dinamiğine vurgu yapan tartışmacılar, OSB örgütlenmesinin "iş çevresinde değişmelerde 'ortak algı' yaratması" gerekçesine de dayanıyordu. İş çevresinin faktör koşulları, talep koşulları, karşılıklı bağımlılık ilişkileri ve ağların oluşması ve rakip stratejileri, "yakınlık ilkesi" nedeniyle OSB'lerde daha kolay kurgulanacaktı…

*  Yatırım iklimi, öncelikle siyasi istikrar gerektiriyordu. Hemen ardından döviz kurlarında, enflasyonda, sermaye maliyetlerinde, fiyat seviyelerinde istikrar da yatırımları özendirebilirdi. Bu nedenle OSB'lerin " siyasi ve ekonomik istikrar için ortak talep gücü" yaratabileceği varsayımı da tartışmalarda ve savunmalarda öne çıkıyordu.

*  OSB'lerin "olumlu dışsallıkları" üzerine düşünenlerin bugün bile haklılığına inandığım bir başka varsayımları daha vardı: "Sıkı biçimde örgütlenen OSB'lerdeki yatırımcılar, başta hukuk sistemi olmak üzere, vergi sisteminde dolaylı vergilerin azaltılması, kayıt dışılığın yarattığı haksız rekabetin önlenmesi, aşırı pragmatist yöneticilerin rasyonel aklı içermeyen gereksiz yatırımları yapmasının önüne geçilmesi gibi işlevleri" için siyasi iradeyi zorlayabilirdi.

Geleceğin  OSB'leri

Bir kez daha anımsatalım ki, bu yazıda varsayımların ne kadar hayata taşındığını, taşınamadıysa sebeplerinin ne olduğunu irdelemiyoruz. Hatırlama kültürünü harekete geçirerek, geçmişten bugüne taşınan "gerekçelerin" çok özet bir dökümünü sunuyoruz.

Erişebildiğimiz  30' u aşkın varsayım ve o varsayımlara dayanan zihni modelin ürettiği gerekçeleri anımsatmaya çabalıyoruz.

"Dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutmak" mümkün olamayacağına göre, dün yaşananlardan ders alarak, geleceği inşa etmeye yönelmeliyiz. Değişen koşullarda OSB'lerin gündeminde yer almasını düşündüğümüz konulara değinmeliyiz. Bilincin temel bileşenlerinden biri olan "geleceği planlama" konusunda etkin olmak istiyorsak, OSB'leri yakın gelecekte etkileyecek olan değişkenleri analiz ederek öngörülerde bulunmalı ve önlemler almalıyız:

*  ülkemizde  ilk kez OSB'ler kurulurken "mekanik ve elektrikli parçalara" dayanan üretim odağından bakarak düşünce üretiyorduk. Bugün, bütün ülkeler gibi ülkemiz de üretim sisteminde bir dizi donanım sensörünün devreye girdiği, otomasyonun hızla yayıldığı aşamaya ulaştık. Bilgisayarların üretimde egemen olduğu, mikroişlemciler olmadan bir ürünü piyasada tutundurmanın mümkün olmadığı bir evreden geçiyoruz. Her ürün için bir yazılım gerektiği, kablolu ve kablosuz bağlantılar kurmadan, internetin dijital olanaklarından yararlanmadan üretim yapmak neredeyse olanaksız. Dijital teknolojinin desteği olmaksızın, ürettiklerimizi satmanın sürdürülebilmesi giderek zorlaştığı bir süreçten de geçiyoruz. Söz konusu gelişmeleri yakından izlemek, eğilimlerin fırsat ve tehditlerini değerlendirmek, uzun dönemli geleceği güven altına almanın 'gerek şartı" haline geldi. Dünya genelinde öne çıkan eğilimlerin yarattığı "fırsat ve tehlikeleri" öngörerek, geleceğin OSB'lerinin "bileşen ve bağlamlarının neler olabileceğini öngören ve önlemler geliştiren" tartışmalar yapmalıyız.

*  Bir şey daha eklemek gerekiyor: Sektör yapılarının değiştiği, rekabet doğasının köklü biçimde farklılaştığı, yeni fırsat alanları kadar ciddi tehlike boyutlarının ortaya çıktığı da herkesin bilgi alanındaki gelişmeler. Değişimlerin yakalanması, değişmelerden yararlanma, verilerin derlenmesi, değerlendirilmesi ve veri yönetimi çok önemli girdiler arasında konumunu giderek güçlendiriyor. Geleneksel iş ortaklıkları değişiyor. örgütlerin rolleri farklılaşıyor. Geleceği inşa edebilmek için "değişimlere ve dönüşümlere uyumun hızlandırılmasının gerek ve yeter şartlarını OSB'ler odağından değerlendirmeliyiz."

*  Bilgi üretme hızının alabildiğine arttığı, bilgi okyanuslarından, bilgi göllerinden, bilgi kalıplarından ve bilgi güvenirliliğinden sıkça söz edilen bir aşamadan geçiyoruz. Toplam çalışanların hizmet kesimindeki payı artıyor; hizmet üretimi içinde de bilgi üretiminin pastadaki payı hızla büyüyor. Bilginin hızla üremesi, yayılması insanlık için bir fırsat olduğu kadar tehlike de yaratıyor. Bilgilerin ayıklanması, anlama derinliğinin sağlanması daha dönemlisi idrak edilmesi "analitik yetenekleri" temel girdi haline getiriyor. Veri üretimi yeterli olamıyor; insanlığın hep birlikte ürettiği verileri ayıklayarak işe yarayanlarını seçmek gerekiyor. Seçilen verileri bir iş yapma metoduna, bir ürüne ve hizmete gömerek farklı bir ürün ortaya çıkarmıyorsak, rekabet gücümüz hızla geriliyor. ülkemizde ilk OSB'ler kurulurken, üretim kararları verilirken veri, enformasyon, bilgi, anlama ve idrak konusu bugünkü kadar yaşamı derinden etkilemiyordu. Bugün "OSB'lerin niteliklerini artırmak, yeni OSB'ler kurmak ve geleceği dönük OSB zihni modelleri oluşturmak istiyorsak, analitik yeteneklerimizi farklı donanımlarla beslememiz" gerekiyor.

*  Yeni OSB'lerin "rekabet edebilir alan" seçimleri yapıp kümelenmelerle "sinerji yaratmasını" istiyorsak, geleceği hangi stratejiyle yaratacağımızı zihinlerimizde netleştirmeliyiz. çağın gelişmelerini anlatan dilin öncelikli kavramlarından biri "analitik düzey" ise ikinci kavramını da "akıllı imalat /endüstri 4.0"kavramıdır. Bilgisayarların gelişmesi, değişik sensör ve transdüserlerle "akıllı ürünler üretilmesi", kablolu ve kablosuz bağlantıların internet üzerinde yapılanması, bulut bilişim olanaklarını yarattığı yaygınlaşma, yoğunlaşma ve derinleşme OSB'lerin varlıklarını sürdürmesinin temel belirleyici haline geliyor. Yeni varsayımlarımızı "analitik 3.0", "endüstri 4.0", "akıllı ve bağlantılı ürünler", "üç boyutlu baskı ve eklemeli üretim" ve "insan kaynağı 2.0" alanındaki gelişmeler çerçevesinde açıklamalıyız.

*  üç boyutlu baskı ve eklemeli üretim teknolojisinin gelecek 20 yıl içinde "ana akım üretim teknikleri" haline geleceği öngörülüyor. Bireye göre üretim imkânlarını genişleten, küçük ölçekli, hızlı, esnek, ulaşabilirliği ve erişebilirliği olan üretim mekanizmalarının bugünkü fabrika-odaklı üretimin yerini alacağı düşünülüyor. öncü göstergeler, gelecek 20 yılda ciddi bir "üretim iç örgütlenmesi dönüşümü" yaşayacağımızın işaretlerini veriyor.

* çağımdaki gelişme dinamiğinin itici gücü olan analitik, akıllı imalat, akıllı ve bağlantılı ürünler, üç boyutlu baskı ve eklemeli üretim tekniklerinin üretim ve bölüşüm ilişkilerini, üretimin mekân örgütlenmesindeki yapılanmayı nasıl etkileyeceğini net bilgilerle açıklamadan kaynak koordinasyonu yapamayız. Kaynakları etkin koordine etmek, aynı zamanda öncelikleri belirleyerek "en uygun alana odaklanmayı becerebilme " anlamına geliyor.

*  Bilim ve teknolojinin yarattığı yeni eğilimleri, yeni fırsatları ve yeni tehlikeleri, kendi olanak ve kısıtlarımızla dengeleme anlamını taşıyan "akılcı tutum", bugünkü aşamada üretimin kalbi olan OSB'leri de yakından ilgilendiriyor. Bunun için girişimcinin kendine, çalışanlarına ve müşterilerine yatırım yapmadan birikim yeteneklerini koruyarak uzun soluklu geleceğine güven altına alamayacağımızı net bir biçimde anlamış olmamız gerekiyor. Bu açıdan insan kaynaklarına ilişkin yeni yaklaşımlar da OSB'lerin "odak konusu" haline gerekiyor.

*  ülkemizdeki OSB'lerin zenginlik üreterek insanımızın refahını artırmanın aracı olmasını istiyorsak, atılacak adımlar çok net: Birincisi, "TOKİ benzeri OSB arzı yaratan" bir yapı oluşturularak, iyi analiz edilmiş ihtisas OSB'lerini uygun bölgelerde hızla tamamlayarak yatırımcının hizmetine sunmalıyız.

* OSB'lerde "kişisel mülkiyet" yerine " üretim mülkiyetine dayalı yer tahsisi" modeline geçmeliyiz. Modelin esasları, yapısı, işlevleri ve oluşturması gereken kültürü  "geniş tabanlı katılımlarla",kapsayıcı bir anlayışla belirlemeliyiz.

*  Bir yandan mevut OSB'lerde "nitelik geliştirme çalışmalarına" hız verirken, yeni kurulacak bölgelerin de "rekabet edebilir alan önceliklerine göre tasarlanması" yapmalıyız. 

 

*  OSB'lerde yapılacak yatırımların siyasi ve ekonomik istikrar boyutunda güven yaratacak "makro ve mikro reformları" hızla hayata taşımalıyız. Bu konuda yasa önerilerinin hazırlanması aşamasında OSB’de etkinlik sürdüren "girişimcilerin, örgütlerinin ve uzmanlarının"  görüşlerini alınmalıyız.

 

*  Hepsinden önemlisi, size sunulan bu öneriler yaygın biçimde irdelemeliyiz; " eksikleri tamamlanmalı, yanlışları düzeltilmeli" , yasal düzenlemeleriyle ilgili kamu yetkililerinin önüne hazırlıklı, iyi düşünülmüş, net bilgiye erişilmiş, hayatın öz gerçeğine uygun önerilerle çıkılmalıyız.

Sonuç

çağımızda  "ilgili,bilgili ve temas halinde bir halk" olmadan ne rekabet gücü yaratmamız mümkün ne de refah yaratarak gelişmiş ülkeler kervanına katılmak. Satrancı icat eden rahibin söylediği gibi, "Yönetici olarak çok yetenekli, çok güçlü, çok becerikli olabilirsiniz ama kaleleriniz, vezirlerimiz, askerleriniz ve adamlarınız yoksa hiç bir şey yapamazsınız!" 

Diyoruz  ki halatlara hep birlikte asılalım, önerilenleri  toptancı bir algılamayla reddetme yerine, eksiklerini tamlamalı, yanlışlarını düzeltmeli ve bir ortak akıl yaratarak "toplumsal enerjimizi" üst düzeyde ve  verimli biçimde kullanmalıyız.

Kaynak:

http://www.sanayigazetesi.com.tr/uretim-odagi-olan-osbleri-derinligine-tartismaliyiz-makale,878.html


Paylaş: