Her ne kadar bir kitap okumakla hayat tam olarak değişmese de okuya-okuya hayatın değişebileceği kesin!...Zira çağımız bilgi çağıdır.Biz göçmen Türklerin de içinde yaşadığı Alman toplumu da bir “bilgi toplumudur”.Zira şehirlerde kütüphaneler ve kitapçılar her gün okumaya meraklı insanlarla dolup taşmaktadır.Almanların okuma alışkanlıkları işe giderken trenlerde,tramvaylarda ve hatta otobüslerde de sürdürdükleri burada yaşayan biz göçmen Türkler biliyoruz.


Almanya gibi “Bilgi toplumlarında” yazılı kültür doğal olarak her geçen gün daha da önem kazanmaktadır.Alman toplumunda bilgi ve düşüncenin en egemen ve en geçerli değer olması da bir tesadüf değildir! Bu olgu aynı zamanda diğer bilgi toplumlarının da en belirgin özelliğidir.


Almanya’da bir işe başvururken bizdekinin tersine torpilinize değil,ilk planda bilgi ve becerinize,alın terinizle kazandığınız diplomanıza güvenerek başvurursunuz.Eğer siz mesleğiniz erbabı iseniz, hiçbir torpile gerek kalmadan yabancıda olsanız dilediğiniz işe genelde rahatlıkla girebilirsiniz.Bu bağlamda       Almanya gibi gelişmiş ülkelerde gerek okul öncesi gerekse de temel eğitim çağında çocuklara bilgi edinme,bilgi işleme ve bilgi üretmeye yatkınlık gibi yaratıcı davranışların kazandırılmasına son derece önem verilmektedir.Söz konusu davranışların çocuklara daha okul öncesi dönemden başlayarak kazandırıla bilmesi gerekir.Alman ailelerde olduğu gibi göçmen Türk ana-babaların da başlıca görevlerinden biri çocuklarını erken yaşlarda kitaplarla tanıştırmak ve onlara kitap okumayı sevdirmek olmalıdır.


Alman pedagoglara göre çocuğun zihinsel ve kişilik gelişiminin temeli 6 yaşına kadar oluşmaktadır.Eğitim bilimciler: “Daha sonra kazanılan davranışların sağlıklı olması,bu temelin sağlam olmasına bağlıdır ”diyorlar.Bu bakımdan ekmeğin her geçen gün arttığı Almanya’da Türk ailelerin çocuklarını geleceğe hazırlamak ve onların işsizler ordusuna katılmalarını önleyebilmeleri için onlara okul çağında bilgi edinmeyi ve özelliklede kitap okumayı mutlaka sevdirmek gerekir. Bu konuda velilerin yardımcısı çocuklardaki doğal öğrenme merakı ve okuma sevgisidir. çocuklar gelişimler ile ilgili pek çok şeyi kitapta bulabilecekleri için kitap okumaya hevesle yönlenebilirler.


Almanya’da yapılan bilimsel araştırmalar, Alman ana-babaların özellikle  0-6 yaş grubunda olan çocuklarına günde 2 ile 4 saat kitap okuttuklarını göstermektedir.Aynı şeyi acaba  göçmen Türk veliler olarak kaçımız yapıyoruz?

 

        Kitap okumanın, boş zamanları okuyarak değerlendirmenin çocuklara okul dışında,özellikle pratik yaşamda da sağladığı sayısız  yararları da vardır,işte size birkaç örnek:

  • Kitaplar sayesinde çocukların kelime haznesi genişler.

  • Güzel Türkçe ve Almanca öğrenir,düzgün ve tam  cümlelerle konuşmaya alışırlar.

  •  Dinlemeyi ve iyi iletişim kurmayı öğrenirler.

  •  Kitaplar sayesinde çocuklar eleştirel düşünme ,sorgulama ,inceleme ve araştırma yapma yeteneğine kavuşurlar.

  • Dikkatlerini bir konu üzerinde yoğunlaştırmayı  öğrenirler.

  • Pedagoglar tarafından tavsiye edilen kitaplarda ayrıca iyi huyları aşılayıcı ve geliştirici modeller olduğundan kitap yoluyla çocuklar güzel davranışlar edinirler.

  • çocuklarımız yine özellikle boş zamanlarında okuyacakları kitaplarla değişik yaşam biçimlerini ve kültürleri de öğrenirler.

  • Sözün özü, atalarımız “Ağaç yaşken eğilir ”diye boşuna dememişler.


سهم: